29 Eylül tarihli kararname, yürütme organının resmî dilini değiştiriyor; insanüstü zekânın ortaya çıktığını doğrulamıyor. Teknoloji şirketlerinin ayrı ve gönüllü anlaşmasını ise metni olmadan bütünüyle değerlendirmek mümkün değil.

Donald Trump tarafından 29 Eylül 2026’da imzalanan kararname, yürütme organına bağlı kurumlara yasayla belirlenmemiş resmî yazışmalarda, kamuya yönelik duyurularda, internet sitelerinde, raporlarda ve diğer belgelerde “Artificial Intelligence” ve “AI” yerine “Super Intelligence” ve “SI” kullanmalarını emrediyor. Bununla birlikte, kararnamenin uygulanmasında mevcut yasal yapay zekâ tanımı geçerliliğini koruyor.
Bu, teknolojinin ülke çapında yeniden adlandırılması anlamına gelmiyor ve günümüz modellerinin insanüstü yeteneklere ulaştığının kanıtı değil. Kararname federal yürütmenin kullandığı söz dağarcığını değiştiriyor; yeni bir tanım geliştirilmesi ise henüz yalnızca talimat aşamasında.
Kararname tam olarak ne emrediyor
Bu şart, yürütme organına bağlı bakanlıklar ve kurumlar için geçerli ve “yasaların izin verdiği azami ölçüde” uygulanıyor. Kararname, daha önce yayımlanmış belgelerin yeniden yazılmasını, düzenlemelerin, başkanlık belgelerinin, sözleşmelerin, hibelerin ve tarihî materyallerin değiştirilmesini gerektirmiyor.
Kararnamenin amaçları doğrultusunda “Super Intelligence” ve “SI”, mevcut federal AI tanımının kapsadığı teknoloji ve sistemlerin aynısını kapsıyor. Kararname, yeni bir tanım taslağı hazırlanmasını öngörüyor: Başkanın bilim ve teknoloji danışmanı 60 gün içinde yeni terim için yasal bir tanım taslağı ve olası yasa değişikliklerine ilişkin öneriler sunmalı. Bu, öneri hazırlama talimatıdır; mevzuatta çoktan yürürlüğe girmiş bir değişiklik değildir.
Beyaz Saray, yönetimin değerlendirmesine göre ileri sistemlerin artık yalnızca insan yeteneklerini taklit etmediğini veya belirli yetenekleri otomatikleştirmediğini, insanların olanaklarını da genişlettiğini belirterek yeniden adlandırmayı gerekçelendiriyor. Bu, sistemlerin yeteneklerine ilişkin bağımsız bir değerlendirme değil, Beyaz Saray bilgi notunda açıklanan yönetim görüşüdür.
İsmin değişmesi, yeteneklerin değiştiğinin kanıtı değil
Kararnamenin doğrudan etkisi, federal kurumların belgelerinde ve kamuya yönelik iletişiminde değişiklikler yapılmasıdır. Daha önce “AI” kullanılan yerlerde yeni adlandırma görülebilir; eski belgeler ve yürürlükteki mevzuata yapılan atıflar ise mevcut terminolojiyi koruyacaktır.
Bir ismin değiştirilmesi, tek başına belirli bir modelin doğruluğu, güvenliği veya yetenek düzeyi hakkında hiçbir şey söylemez. Kararname kurumlara yeni terimleri kullanmalarını emrediyor ve yeni bir federal tanım için öneriler hazırlanmasını istiyor; ancak kapsamdaki bütün sistemlerin insanüstü hâle geldiğini hükme bağlamıyor.
Şirketlerin anlaşması ayrı bir konu
Beyaz Saray’daki toplantıda teknoloji şirketlerinin yöneticileri kurum içi prosedürlerden ve dış denetimlerden söz etti. Ancak Associated Press’in gönüllü anlaşmaya ilişkin haberine göre, haber yayımlandığı sırada anlaşmanın metnine erişilemiyordu ve yükümlülüklerin ayrıntıları açıklanmamıştı. Bu nedenle katılımcıların açıklamaları, şirketlerin kesin yükümlülüklerini, denetim ölçütlerini, denetçilerin bağımsızlığını veya verilen sözlerin tutulmamasının sonuçlarını ortaya koymuyor.
Bu, kararnameden ayrı bir girişim: Kararname federal kurumların terminolojisini ele alırken anlaşma, işletmelerin açıkladığı gönüllü taahhütle ilgili. Metin erişilebilir olmadığından, vaat edilen denetimlerin doğrulanabilir bir kontrol sistemi oluşturup oluşturmadığını değerlendirmek mümkün değil.
Siyasi yorum
1 Ekim’de yayımlanan Axios analizinde yeni adlandırma, teknoloji riskleri ve veri merkezi inşasına ilişkin tartışmalar sürerken AI’a yönelik toplumsal algıyı değiştirme girişimi olarak yorumlanıyor. Bu, yayının yorumudur; kararnamede açıkça belirtilmiş bir gerekçe değildir.
Daha doğru ifade şu: Yönetim, kararnameyi uygulamak için mevcut yasal tanımı temel almayı sürdürürken federal kurumlara bazı resmî materyallerde yeni bir adlandırma kullanmalarını emretti. Yeni tanım taslağı hazırlandıktan sonra nelerin değişeceği ve şirketlerin taahhütlerinin kamuya açık biçimde doğrulanabilir hâle gelip gelmeyeceği henüz belirsiz.